İsrail neden dünyanın en zararlı ülkesidir?

2014 yılında hala benimle aynı dili konuşan sözlük kafalı insanların İsrail’i savunduklarını “Adamlar akıllı hacım, siz de onlar gibi akıllı olun” dediklerini, diyebildiklerini görünce resmen kahroluyorum. Cehaletin, akılsızlığın, insanlıktan yoksunluğun bu kadarı. Az buçuk tarihe ilgi duyan herkes yoktan var edilen bu gayri meşru, işgalci ülkenin ne kadar büyük kötülüklerle yükseldiğini ve daha ne büyük kötülüklere gebe olduğunu bilir. Bugün Filistin’de öldürülen, yerlerinden yurtlarından edilen ve her gün bilfiil işkence gören insanlara, sırf din mefhumuna ve özellikle Araplara karşı oldukları için kayıtsız kalan beyaz Türkler, İsrailoğulları’nın vaadedilmiş topraklarından da mı bihaberler bilmiyorum.

Yıllardır ezilen Filistinlilerin fiilen veya kalben yanlarında olma konusunu geçtim, siyasi tavırları gereği insanlıklarını ceplerine koyabilecek kadar ruhsuz kimselerden bu tür şeyler beklemek zaten hata olurdu. Ancak kendilerine sormak istiyorum: İsrail’in Filistinle işi bittikten sonra duracağını mı düşünüyorsunuz? Durmayacak. Söz konusu vaadedilmiş toprakları en azından internetten araştırmanızı tavsiye ederim. İlginç bir şekilde sözde Kürdistan sınırları ile örtüşen, bizim ülkemizi de hedef alan bir coğrafyaya hükmetmeyi amaçlıyorlar. Bu bir komplo teorisi veya uyduruk bir korku hikayesi değil, Arap ülkelerinin olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarına girmek de İsrail’in gelecek planları arasında yer alıyor. Dolayısıyla İsrail sadece yobaz müslümanlar için değil bu ülkede yaşayan herkes için bir tehdit oluşturuyor.

Yahudiler (ki dünya üzerine yayılmış biçimde yaşayanlar İsrail’de yaşayanlardan yüzlerce kat daha fazla) tarih boyunca bir çok ülkenin kuruluşunda, yönetiminde ve yıkılışında ciddi roller üstlenmiş, bunun yanında çoğunlukla arka planda kalmayı tercih etmiş ilginç kimseler. O kadar büyük bir hırsla yaşamışlar ki, ABD gibi koca ülkeleri karşılarına alıp “Para basma hakkını alırım sana borç veririm” diyecek kadar güçlenmiş, savaşlar başlatıp bitirecek kadar önemli konumlara gelmişler. Özetle kitapları onlara ne yapmalarını söylemişse aynen onu yapmışlar.

Sen benim cenk topuzum ve harp silahımsın. Seninle milletleri kıracağım ve seninle ülkeler helak edeceğim. Seninle atını ve binicisini kıracağım ve seninle erkeği ve kadını kıracağım. Seninle kocamış adamı ve genci kıracağım ve seninle genç adamı ve ere varmamış kadını kıracağım. Seninle çobanı ve sürüsünü kıracağım ve seninle çiftçiyi ve çiftini kıracağım. Seninle valileri ve kaymakamları kıracağım.

Tevrat, Yeremya Kitabı Bab: 51 Cümle: 20-23

Bunlar çoğu kimseye hikaye gibi gelse de ortada tartışma götürmeyecek netlikte, görmek isteyenlerin sadece başlarını kaldırıp bakmalarını bekleyen gerçekler var. Hitler’e ve 2. Dünya Savaşı öncesine gideceğiz ancak ondan önce hemen kendi tarihimizden ufak bir örnek verelim. ABD’nin savaş döneminde para basma hakkını elinden alan ve dolarların üzerlerine kendi simgelerini yerleştirmekte hiçbir sakınca görmeyen Yahudiler bizimle de her zaman çok yakın, zaman zaman gizli ilişkiler içerisinde bulunmuşlar / bulunuyorlar. Osmanlı Bankası‘nı bilirsiniz, en azından ismini duymuşsunuzdur. Yukarıda sözünü ettiğim bir çok konuda ciddi roller üstlenip arka planda kalmayı tercih etme olayı için süper bir örnektir bu. İsmi “Osmanlı” olmasına karşın bir İngiliz iştirakidir ve esasen arkasındaki güç, bugün dünyayı yönettiği söylenen birkaç aileden biri olan Rothschild‘dir. (Kaynak 1, Kaynak 2) Ve elbette ülkemizin para basma konusu ile süper bir içtenlikle ilgilenen bu adamların günümüzde hala benzer konumlarda bulunmaya devam ediyor olabileceklerini düşünürsek sanırım hata etmiş olmayız.

israil neden dunyanın en zararlı ulkesidir

Ne var gardaşım adamlar Yahudi diye ticaret de mi yapmayacaklar?” diyen arkadaşları, özgürce kafalarını toprağa gömmeye devam edebilecekleri sözlüklerine dönmeye davet ediyorum. Geri kalanlarla Hitler‘e ve 2. Dünya Savaşı öncesi Almanya’sına bir bakalım.

Yahudi soykırımı, antisemitizm. Dünyadaki en büyük kötülüklerin anası olan insanların bu tür maskelerin arkasından mazlum rolü oynuyor olmaları insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ironisidir herhalde. Her ne kadar 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Hitler diktatör ve katil olarak anılmaya başlanmış olsa da öncesinde kendi halkı için büyük bir kahramandı. 1. Dünya Savaşı’nda yenik düşen ve her geçen gün fakirleşip sabah akşam patatesle karın doyurmaya çalışan Almanların, özgüvenlerini tekrar kazanmalarını sağlayacak güçlü bir lider olarak ortaya çıktı. Halkı için, biz dünya insanlarına anlatılmayan, tarih kitaplarından silinen icraatlerde bulundu. İşçileri, tüm masrafları devlet tarafından karşılanmak üzere yabancı ülkelere tatil yapmaya gönderdi. Yöntemleri tartışılır ancak koskoca bir milletin desteğini ve şükranını bir vesile elde etmeyi başardı. Yani bir çoğumuzun düşündüğü gibi “Bana bakın lan ağzınızı yüzünüzü kırarım, diktatörüm, ben ne dersem o olacak” türü bir yaklaşımla değil, destek toplayarak yükseldi. Bu sırada, kendi hatırlarında da söz ettiği üzere yaşadığı coğrafyada bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etmişti. Kendi milleti gördüğü insanlar açlık ve sefaletle mücadele ederlerken Yahudiler her ne hikmetse refahlarından hiçbir şey kaybetmiyor, aksine içerisinde bulundukları her alanda yükselmeye devam ediyorlardı.

Yahudi, üstün ırk ile en bariz, en açık tezadı vücuda getirir. Dünyada başka bir millet yoktur ki, Yahudiler kadar beka içgüdüsü ile gelişmiş olsun. Bu iddianın en açık delili, bu ırkın günümüze kadar payidar kalmış olmasıdır. Son iki bin sene içinde, yeteneklerinde, karakterinde Yahudi milleti kadar pek az değişikliğe uğramış bir başka millet yoktur. Yahudiler kadar hiçbir millet büyük devrimlere karışmamıştır. Böyle olmakla beraber, insanlığı en büyük zararlara uğratan her türlü hareketten Yahudi en az zarar gören olarak çıkmıştır. Bu olaylar, Yahudilerin, büyük ve sonsuz inatçı bir yaşama iradesine sahip olduklarının ve ırklarının devamında büyük bir sebatla hareket ettiklerinin açık ve kuvvetli birer delilidir. Yahudilerin fikri melekeleri yüzyıllar boyunca gelişmiştir. Yahudi’ye bugün kurnaz denilmektedir. Fakat bir manada o her zaman kurnaz olmuştur. Yahudi’nin zekası gizli bir gelişmenin sonucu değildir. Bu zeka, yabancıların Yahudi’ye verdiği hayat dersinden faydalanmıştır.

Adolf Hitler

Hitler, Yahudilerin sadece zenginliklerine değil, sinema, tiyatro ve edebiyat gibi sosyal alanlarda izledikleri ahlak dışı yöntemlere de takılmıştı. Bunlarla ilgili eleştirdiği konuları günümüzle mukayese edince insan gerçekten hayret ediyor. Sinemada, tiyatroda ahlaksız, cinsel içerikli ve olabildiğince çirkin konular işleyen yapımların “Başarılı” olarak adledilmeleri ve bu eserlerin arkasından istisnasız olarak Yahudiler’in çıkması Hitler’in dikkatini fazlasıyla cezbediyordu. Fuhuşun, çıplaklığın ve toplumsal yozlaşmaya önayak olacak tüm olayların yine Yahudilerin başının altından çıktığını şu şekilde testip etmişti:

Sosyal hayatta ne şekilde olursa olsun herhangi bir kötülük varsa Yahudi ona muhakkak katılıyordu. Bu tip bir yaraya neşter vurulur vurulmaz, kokuşmuş bir vücuttaki solucan gibi parlak ışıktan gözleri kamaşmış bir çıfıt ortaya çıkıyordu…

Artık sanat eseri olarak ortaya çıkan pis ve adi yazılar kaleme alan isimleri, büyük bir dikkatle incelemeye başladım. … Gerçek şuydu! Güzel sanatlardaki adi eserler, edebi sahadaki pislikler, tiyatro ve sinemalarda oynanan budalalıkların yüzde doksanı, memleket nüfusunun ancak yüzde biri kadar olan bir ırkın meydana getirdiği şeyler idi. Bu inkar edilmez bir gerçekti…

Övgü dolu tiyatro sinema eleştirileri, sadece Yahudi olan yazarlar içindi. Daima Alman olan yazarlar kötüleniyordu. ikinci Guillaume’a sinsice batırdıkları iğneler öyle güzel tekrarlanıp duruyordu ki, bu yayının bir merkezden hazırlanıp halka sunulduğunu derhal anladım. Fransız kültürü ve medeniyeti için çıkan yazılar da bu şekilde hazırlanıyordu. Müstehcen yazılar, adi tefrikalar gırla gidiyordu. Bu basının dili kulağıma yabancı geliyordu. Makalelerin hepsi Alman milletinin menfaatlerine o kadar ters düşüyordu ki, bu muhakkak kasten yapılıyordu, işte böyle hareket etmek kimin faydasına idi? Bu bir rastlantı eseri miydi?

Tekrar tereddüt içinde kaldım, incelemelerime devam ettim. Bir sürü olayları tek tek inceledikçe düşüncelerim tekrar rayına olurdu. Yahudilerin ahlak ve gelenek hakkında besledikleri düşünce çok korkunç bir şeydi. Bu hususta kaldırımlar bana hayat dersi verdi ve bu ders benim için çok acı oldu.

Sonrası malumunuz. Yahudilere karşı her anlamda büyük bir nefret besleyen Hitler “Savaş, Yahudilerin toptan ortadan kalkmalarıyla son bulacaktır. Milletlerin bu azılı düşmanının, bu hilekârın son saati çalacak ve yüzyıllardan beri oynadıkları o iğrenç oyun son bulacaktır!” diyor ve bütün dünyanın kendisine karşı birleşip aklını alacağı, dünyanın süper gücü bayrağının İngiltere’den Amerika’ya devredileceği güne kadar bu insanları dünya üzerinden kazımak üzere soy-kırıyordu.

israil tehlike

2. Dünya Savaşı öncesi ve esnasında Avrupa ve Sovyetler’de yayınlanan, o dönemlerde Yahudilere olan bakış hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan çeşitli antisemitik propaganda posterleriHikayenin bu kısmını ilkokul mezunu olan herkes bilir. Ancak bu olayın vaadedilmiş topraklarda bir Yahudi ülkesi kurmak için süper bir fırsat doğurduğu da çoğunlukla gözden kaçar, cidden. Madalyonun öbür yüzünde, aralarında bolca Cohen, Rothschild soyadı barındıran bir güruh, bu “soykırım” olayının ardından İngiltere önderliğinde ve Bir-leşmiş Milletler eliyle Filistin’de bir İsrail devleti kurulmasını sağlar. Tarım bile yapılamayan çorak bir coğrafya olan Filistin dolayları o zamana kadar Yahudi diasporası için pek de cazip bir yer değildir zira adamlar yurt belledikleri, zengin kaynaklara sahip ülkeleri, toplu olarak kovulmadıkları sürece babalarının ahırı gibi sömürmekten son derece memnundurlar. Hitler’in eylemleri ise ilginç biçimde Büyük İsrail’i kurmak isteyen has “dava” adamlarının (Siyonistler, İsrailoğulları ne derseniz artık) elini güçlendirir. Bu sayede maldan mülkten geçmeye yanaşmayan Yahudileri, Büyük İsrail’in nüfusunu oluşturmak üzere, bir bakıma zorla Filistin’e yerleştirirler.

Uzaktan senin oğullarını, gümüşleri ve altınları ile beraber Rabbin ismi için ve İsrail’in Kuddusu için getirsinler. Ve yabancılar senin duvarlarını yapacaklar ve kralları sana hizmet edecekler. Kapıların daima açık duracak, milletler servetlerini ve sürgün getirilen krallarını sana getirsinler diye gece gündüz kapanmayacaklar. Sana kulluk etmeyen kavimler ve ülkeler yok olacak ve milletler tamamen harap olacak.

Tevrat, İşaya Kitabı Bab: 60 Cümle: 9-12

Vay arkadaş yazdıkça açılıyor, açıldıkça yazıyorum. Sırf okumaktan kaçmayın diye elimden geldiğince yüzeysel olarak ilerlemeye çalışıyorum ancak bazı noktaları da atlamaya gönlüm el vermiyor. “Hitler gibi kaçık bir herifin görüşleri neden Yahudilere olan bakışımızı etkilesin veya yönlendirsin ki?” sorusunu yöneltecek arkadaşlara, Hitler’e de ilham kaynağı olduğu söylenen, Ford otomobillerinin üreticisi –ki Ford sonra yine Yahudilerin eline geçmiştirHenry Ford‘un Yahudiler hakkındaki görüşleriyle yanıt vermek istiyorum. Bir devlet adamı olarak Hitler’in kafaya takmış olması anlaşılabilir bir durum diyelim, peki Amerikalı bir iş adamının Yahudilerle ne alıp veremediği olabilir? Neden daha sonra Beynelmilel Yahudi ismiyle kitaplaştırılacak olan bir yazı dizisiyle tüm dünyaya bu insanları anlatma ihtiyacı hissetmiştir?

Herhangi bir devlet, endüstriyel ve mali kârlarını Yahudilerin kontrol etmesine karşı çıktığı zaman Yahudi Devleti’nin o devlet ile arası bozulur. O, savaş açabilir, barış yapabilir. Bazı zaruri durumlarda ANARŞİYİ DESTEKLER, bazen de dirlik düzenlik getirir. Dünya kudretinin bütün kumanda telleri onun avcunun içindedir. Planına en uygun gelecek şekilde Yahudi Devleti onları idare eder.

Her başkentte Yahudi Devleti’nin yardımcı hükumetleri vardır. Almanya’dan intikamını aldıktan sonra, diğer milletleri ezmek için gidecektir. Britanya’yı mağlup etmiştir. Fransa ve Rusya avcunun içindedir. Bütün ırklara olan iyi davranışından dolayı, ABD ona ümit verici bir toprak olarak görünmüştür. Onun için Yahuda Devleti buradadır. Operayon sahnesi değişebilir fakat Yahudi asırlardan beri aynı Yahudidir.

Beynelmilel Yahudi (Henry Ford) / Otağ Yayınları 1974 (s. 251-254)

Bazı insanlar bu gibi Yahudiliği irdeleyen görüş ve düşüncelere, bazen gerçekten anlam veremediğim biçimde karşı çıkıyorlar. “İslamcı kesimin Yahudi korkusu çok komik. Bunların alayı geri kafalı, Yahudiler de senin benim gibi insan kardeşim.” deyip, konuyu olduğundan daha önemsizmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Böylesi karanlık bir gücün varlığına inanmak istemiyor veya inanıyorlarsa bile onunla yüzleşmekten çekiniyor olabilirler. Neticede Matrix filminden de biliyoruz ki gerçeğin çölüne hoşgelmek pek de öyle kolay hazmedilebilecek bir şey değil, koskoca Holivut’un yalan söyleyecek hali yok ya? Gerçi bu arkadaşlara bir yandan da hak vermiyor değilim, zira bundan 60 yıl önce ve hatta 100 yıl önce nasıl bütün iletişim araçları, medya kanalları Yahudilerin elindeydiyse bugün de aynı. Sevdiğim ve fırsat buldukça dile getirmekten hoşlandığım bir olay var, özgürlükler ülkesi Amerika’da yüzlerce hatta binlerce medya kanalı olmasına rağmen medya patronlarının sayısı beş veya altı kişiyi geçmez denilir. Çok sesliliği bile egemenliği altında bulunduran, düşünceleri dilediği gibi yönlendiren böylesi bir gücün karşısında “ayık olmak” gerçekten de kolay bir iş değil.

Gelelim günümüze. Tarihi okuyunca İsrail’in tam olarak çizdiği yolda ilerlerdiğini ve yakın bir gelecekte Filistin’in kökünü kazıyıp gözünü daha geniş bir coğrafyaya dikeceğini söylemek için profesör olmaya gerek yok. Dünya insanları bu terörist devletin eylemlerine seyirci kalmaya devam ettikleri sürece, sıra kendilerine geldiği zaman başlarına gelecek olan her şeyi hak etmiş bulunacaklar, kimse kusura bakmasın. Adamlar 100 yılda Osmanlıyı, 60 yılda Filistin’i bitirdiler. Komşuları olan Arap ülkelerinin hepsine kök söktürdüler, birden fazla ülkeyle aynı anda savaşmalarına rağmen mağlup olmadılar, aksine topraklarını genişlettiler. Bir 100 yıl daha sürmesi gerekse bile vaadedilmiş topraklara hükmetmek için ellerinden geleni artlarına koymadan çalışıp didinecekler. Kendilerine karşı zerre düşmanlık beslemeyen ve fakat diğer müslümanları kafir ilan edip kıyan, ana felsefesiyle çelişkili terörist organizasyonlar kuracak (İŞİD gibi), ön hazırlık olması adına kullanacaklar. On yıllardır yaptıkları gibi diğer ülkelerde iç karışıklıkların, kaosun, darbelerin sürekli canlı kalmasını sağlayacak, silah satışlarını sürdürmeye çalışacaklar. “Yeter be kardeşim bıktım beni sömürmenden, ben kendi savunma sanayimi kendim kalkındırırım” deme cüreti gösteren, dolayısıyla arpasını kesmeye kalkışan ülkelerin o alanda çalışacak olan mühendislerini bile öldürüp, ülkenin içine ne denli nüfus ettiklerini göstermek istermişcesine göz dağı verecekler. 2. Dünya Savaşı bittikten sonra özel ajan birlikleri kurup, dünyanın dört bir yanına kaçıp saklanmaya çalışan Nazi SS subaylarını avlamış olan insanlar için bu gibi şeyler çocuk oyuncağı olsa gerek.

Sonuç…

Sonuç olarak tüm bunları İsrail’in ve Yahudilerin ne kadar güçlü olduklarını veya onlardan ölümüne korkmamız gerektiğini ifade etmek için yazmadım. Şahsen hiç sevmediğim zat-ı muhterem İsmet İnönü’nün, bir o kadar sevdiğim bir sözü vardır: “Bir memlekette namuslular namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memlekette kurtuluş yoktur” diye. Yahudiler, fikirleri ve eylemleri ne kadar kokuşmuş olursa olsun çıktıkları yolda her türlü fedakarlığı yapmaktan, gece gündüz çalışmaktan asla geri kalmıyorlar. Buna karşın biz insanlar, daha doğrusu müslümanlar, her gün gazete manşetlerinde rastladığımız “İsrail vurdu 1.300 Filistinli daha öldü” türü haberlere ah vah etmekten başka bir şey yapmıyoruz (veya yapamıyoruz). Adamalar kutsal saydığımız mekanlarda postallarıyla dolaşıyorlar, mescitlerimizi yıkmakla tehdit ediyorlar –ki bu gidişle yıkacaklar da-, Ramazan demeden, kutsal gün dinlemeden çocukları, kadınları, masum insanları katlediyorlar. Tüm bunlar karşısında ahiret inancı olan insanın dut yemiş bülbül gibi sessiz kalması inanın hiçbir açıdan anlaşılabilir değil. Öbür tarafta adama sormazlar mı kardeşim, bunca zulüm varken sen neredeydin, yapıyordun diye?

Haydi kalkın İsrail ile savaşmaya gidelim demiyorum. Televizyon izlemeyin, çocuklarınıza da izletmeyin diyorum. Bir iletişim aracı olarak interneti kullanırken, her gün takip ettiğiniz taraflı haber sitelerini değil, diğerlerini, mümkünse yabancı kaynakları da araştırın diyorum. Gördüğünüz, duyduğunuz her şeye körü körüne itibar etmeyin, araştırın. Kitapyurdu gibi sitelere girmekten, tarihi, sosyal kitapları favori listenize ekleyip sipariş vermekten geri kalmayın. Borsanın ne olduğunu, nasıl kazandırdığını, Visa’nın veya Master Card’ın neden televizyonlara reklam verdiğini düşünün. Türkiye’de, Malezya’da, Amerika’da ve dünyanın geri kalan tüm ülkelerinde bu kartlar aracılığıyla yapılan istisnasız her bankacılık işlemi için komisyon aldıklarını, sadece bu kadarlık bir bilgiyle bile dehşet verici boyutta bir finansal ağa hükmettiklerini görüp tekrar düşünün.

Tarih kisvesi altında onlarca yıldır söylenen yalanların sizi sandığınız gibi yüceltmediğini, aksine köleleştirip pasifize ettiğini fark edin ve artık onları tekrarlamaktan vazgeçin. Çocuklarınızı eğitin, okulun onlardan aldığını siz geri verin. Ellerine kontrolsüz biçimde bilgisayar, internet, iPhone vererek teknoloji ile içli dışlı yetiştiklerini asla düşünmeyin, ömrünün yarısını bunlarla geçirmiş biri olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu şeyler teknoloji ile içli dışlı bireyler değil, ölümüne tüketmeye programlı köleler yetiştirmek üzere varlar. Eğer çocuklarımızı bunların eline teslim edersek, onlar da gelecekte tıpkı şu anda bizim olduğumuz gibi elleri kolları bağlı, çaresizlik içinde zulme seyirci kalan bireyler olacaklar. Yahudiler işte bu sayede dünyaya hükmedebiliyorlar, planlarını nesiller üzerine kuruyorlar. Bizim için de formül bu olmalı, şu anda yapamadığımız şeyleri yapabilecek nesiller yetiştirmemiz şart. Üreten, üreten ve üreten, beyni Feysbuk durum paylaşımlarıyla pelteye dönmemiş, 2.000 TL’lik yeni bir cep telefonunu hayatının odak noktasına koyma ihtiyacı hissetmeyen bilinçli ve hepsinden önemlisi inançlı bireyler yetiştirmek hepimizin kurtuluşu olacaktır.

filistin isgal

İnfografik: http://aljazeera.com.tr/interaktif/66-yillik-felaket

Kaynak: egonomik.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir