Neden sendikalı olmalıyız?

Neden_sendikalı_olmalıyız

NEDEN SENDİKA ?

İsterseniz yazıyı burdan da okuyabilirsiniz.

KİMİZ BİZ?

İnsanlar kendi hayatlarını ve ailelerinin hayatlarını devam ettirebilmek için en temel ihtiyaçlarını karşılamak mecburiyetindedirler. Yine insanlar bu temel ihtiyaçlarını gidermek mecburiyetinde oldukları için çalışmak zorundadırlar!
En yalın anlatımla: “Kim eve ekmek getirecek? Elektriği, suyu, kirayı, doğalgazı yada kömür parasını kim bulacak? Ayakkabıyı, önlüğü, elbiseyi, çantayı kim ödeyecek? Çocukların kırtasiye ihtiyaçlarını kim alacak? Tüm bunlardan belkide çok daha önemli olan HASTALARIN İLAÇ PARASINI YADA HASTANE MASRAFINI KİM ÖDEYECEK?
Demek ki, biz insanlar; sağlıklı bir şekilde yemek, giyinmek, geçinmek, ısınmak, okuyup yazmak…, yani kısacası yaşamak için çalışmak zorundayız.
Bizler hastanelerde, huzurevlerinde, sağlık ocaklarında, marketlerde, ekmek fırınından inşaata kadar, hava yollarında, deniz yollarında;
– Yediğiniz ekmeği pişiren,
– Giydiğiniz giysileri hazırlayan,
– Avukat, mühendis yada muhasebe bürolarında çalışan,
– Sofralarınıza gelen domatesi, biberi, üzümü, fıstığı yetiştiren,
– Giysilerinizi diken, ayakkabılarınızı yapan, evlerde kullandığımız yatağı masayı, elektrikli yada elektronik ev aletlerini yapan,
– Konakladığınız otellerde hizmet eden,
– Sokaklarınızı temizleyen,
– HASTALARINIZI TEDAVİ EDEN YADA BAKIMINI SAĞLAYAN,

KAFA, BEDEN VE BİLGİ İŞÇİLERİ! HALİMİZDEN MEMNUNMUYUZ?
Sağlık sektöründe çalışırken, insanların sağlıklı, mutlu ve huzurlu olması için gayret sarf ederken;

BİZ MUTLUMUYUZ?

HAYATIMIZDAN MEMNUNMUYUZ?
– Her türlü sağlık hizmetini üretirken;
– Yaşarken ihtiyacımız olan şeyleri zorluk çekmeden alabiliyormuyuz?
– İhtiyacımız olan şeyleri alırken kazancımız yeterli oluyormu?
– Direkt yada dolaylı sağlık hizmetini üretirken;
– Emeğimizin karşılığını alabiliyormuyuz?
– Kazandığınızla ailenizi insanca geçindirebiliyormuyuz?

EVET’se sorun yok… ya cevabımız
HAYIR’sa…
– Neden yeterince kazanamıyoruz?
– Emeğimizin karşılılığını neden alamıyoruz?
Pekiii… emeğimizin karşılığını almak için ne yapıyoruz?

HAKKIMIZ OLAN ÜCRETİ ALMAK, EMEĞİNİZİN KARŞILIĞINI ALMAK VE İNSANCA YAŞAMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ?
Hangi sektörde çalışırsa çalışsın, işçinin en azından kendisi ve ailesinin yaşantısını devam ettirecek, yiyecek, giyecek ve barınak ihtiyaçlarını alabilmesi gerekir. İşçiler sermaye sahibi patronların adına ürettikleri malları yada hizmeti alabilmek için yeterince kazanabilmeleri gerekir. Yeterince kazanamayınca kendisinin ve ailesinin ihtiyaçlarını gideremez. Kimi işverenler yada vekilleri daha çok kazanabilmek, karlarına yeni karlar katmak için işçisine elinden geldiğince az ücret vermeye kısaca emeğinin karşılığını vermemeye veya emeğini yok pahasına satın almaya hatta kimi yerlerde neredeyse kölelik koşullarında çalıştırmaya gayret etmektedir.
Geçim sıkıntısı içerisinde olan işçi aldığı parayla geçinemediği için sıkıntı içerisinde geçim sorununu çözmek için işvereninden yani patronundan zam istemek zorunda kalacaktır.
İşveren ise daha az ücretle işçi çalıştırmak gayretinde olduğundan doğal olarak işçisine “ya bu şartlarda çalışırsın… yada beğenmiyorsan çıkarsın.. daha fazla ücret veren bir iş bulup gidersin” demektedir.
Çünkü kimi işverenler işçilerin hak ettiklerini yani emeklerinin karşılığını vermek istemezler.
İstisnalar kaideyi bozmamak üzere, işçilerin hak etmiş oldukları emeklerinin karşılığı olan ama işçiye hiçbir zaman tam olarak ödenmeyen bu haklar SÖMÜRÜLEN haklardır.

YAPMAMIZ GEREKEN ŞEY NEDİR?
İşverenlerin ve sermaye sahiplerinin karşısında bireysel olarak, yani tek başımıza sorunlarımızı dile getirip, bu sorunlara çözüm bulmamız, sosyal haklarımız ile birlikte ücretlerimize zam yaptırabilmemiz mümkün değildir. Zammı bir yana bırakacak olursak, çalışma koşullarımızı, sosyal ihtiyaçlarımızı, hatta bazı insani haklarımızı dahi tek başımıza sağlamamız mümkün değildir.
İşverenlerden, bireysel olarak problemlerimizi, en önemlisi geçim derdimizin çözümü olan daha iyi ücreti istemek yada almak mümkün değilse, o halde;

NE YAPACAĞIZ?
Başta biz sağlık sektöründe çalışanlar olmak üzere mal yada hizmet üreten işçilerin önemli benzerlikleri vardır;
İşçiler çalışmak zorundadır. Çalışma ve yaşama şartlarının aynı olmasından dolayı işçilerin dertleri de aynı, çıkarları da ortak, ve kurtuluş yoları da birdir.
Mesela bir kibrit çöpünü alıp rahatlıkla kırabilirsiniz hatta iki üç çöpü de kırabilirsiniz. Ancak, 10 kibrit çöpünü kırarken zorlanır, 20-30-50-100 çöpü asla kıramazsınız.

GÜCÜMÜZ BİRLİĞİMİZDİR…

Patronlar bizleri tek tek kırabilir. Ama bizler birlikte hareket eder, 30-50-100 olursak bizi kıramazlar. İşte kıramadıkları an hak edipte alamadığımız emeğimizin karşılığını alabiliriz. Bu nedenle çalışması, yaşaması, hatta kaderleri benzer olan Sağlık İşçileri bir araya gelerek birlik olmalı, sorunların çözümüne hep beraber kafa yormalıdır.

SENDİKA NEDİR?
Biz çalışan işçilerin çalışarak hakettiği ama kendilerine verilmeyen haklarını almak, geliştirmek, var olanları korumak için bir araya gelmelerinin ve işçilerin güçlerinin toplanarak daha büyük güce dönüştürülmesinin ANAYASAL hak olarak karşılığı SENDİKA’dır.
– Sendika işçinin işyerinde insan yerine konulmasıdır,
– Sendikalı olmak haklı olmaktır,
– Sendikalı olmak güçlü olmaktır,
– İşyerlerinde emeğimize saygı gösterilmesini istiyorsak,
– İşten atılma korkusundan kurtulmak ve geleceğimiz güvenle bakmak istiyorsak,
– Keyfi işten atılmalara karşı gerçek iş güvencesini istiyorsak,
– Daha fazla ücret, daha iyi çalışma koşulları istiyorsak,
– Her geçen gün artan hayat pahalılığı karşısında ezilmemek istiyorsak,
– Ekmeğimizin küçülmemesine seyirci kalmak istemiyorsak,
– Çalışma koşullarını düzeltmek istiyorsak,
– İşçi sağlığı iş güvenliği istiyorsak,
İkramiye, fazla mesai ücreti, ücretli izin, yol parası, yemek parası, evlenme ve doğum izni, çocuk parası, aile yardımı, sosyal yardım, izin ve bayram harçlığı ve en önemlisi iş güvencesi istiyorsak,
Yasaların sadece işçi aleyhine değil işçilerin yararına uygulanmasını yada değiştirilmesini istiyorsak… SENDİKALI OLMALIYIZ…!

SENDİKALI OLMAZSAK NE OLUR?
Ne gerek var sendikaya? Sendikada neymiş? Ben kendi hakkımı alırım diyorsanız, siz bileği çok kuvvetli yada çok hünerli biri olmalısınız…!
Ancak unutmayalım ki sayısız işyerlerinde ailesinin sorumluluğunu taşıyan birçok işçi çalışmaktadır. Bunun içindir ki onların birlik olmaya, güçlü olmaya yani, sendikaya ihtiyaçları vardır. Unutmayalım ki sendikal güvence olmadan bir işyerinde çalışmak iş yasasından dahi yeteri kadar yararlanmamamız anlamına gelir. Yani sendikasız işyerlerinde iş kanunu bile gereği kadar uygulanmaz.
Sendikasız işyerlerinde hak tartışması yapılamaz,
Sendikasız işyerlerinde tek haklı vardır. O da işverendir ve işveren her zaman haklıdır!
Kimi Sendikasız işyerlerinde işveren işçileri işten çıkarmaya gerek bile duymaksızın kıdem tazminatını ödememek için kurtulma planları yapar.
Sendikasız işyerlerinde işçilerin birlik ve beraberliği olamayacağından toplu sözleşme ve bu sözleşmeyle kazanılacak yeni haklar hiçbir zaman olmayacaktır.
Yani sendikasız işyerinde tek mutlu vardır:
O DA SEVGİLİ İŞVERENİNİZDİR.

KISACA, SENDİKASIZ İŞYERLERİNDE İŞÇİLER;
– Haksızlık karşısında,

– İşveren karşısında YALNIZDIR…

Sözün özü ve kısacası güçlü olmak ve yalnız kalmamak için:

HAYDİ SENDİKAYA!

T.C. ANAYASASI

MADDE 51.– (Değişik: 3.10.2001-4709/20 md.) Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
(Mülga dördüncü fıkra: 7/5/2010-5982/5 md.)
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.

2821 SAYILI SENDİKALAR KANUNU

Madde 31 – İşçilerin işe alınmaları, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği muhafaza veya üyelikten istifa etmeleri veya sendikaya girmeleri veya girmemeleri şartına bağlı tutulamaz.
Toplu iş sözleşmelerine ve hizmet akitlerine bu hükme aykırı kayıtlar konulamaz.
İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamaz.
Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır.
(Değişik fıkra: 25/05/1988 – 3449/8. md.) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde, işçi sendika veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya herhangi bir nedenle farklı muameleye tabi tutulamazlar.
(Değişik fıkra: 09/08/2002 – 4773 S.K./10. md.)(*) İşverenin, hizmet akdinin feshi dışında, üçüncü ve beşinci fıkra hükümlerine aykırı hareket etmesi halinde, işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet akdinin feshi halinde ise, İş Kanununun 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümleri uygulanır. Ancak, İş Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz.(***)

(Ek fıkra: 09/08/2002 – 4773 S.K./10. md.)(**) 854 sayılı Deniz İş Kanunu, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun ile 818 sayılı Borçlar Kanununa tâbi olan işçiler ve tarımdan sayılan işlerde çalışanlar ile İş Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, aynı Kanunun 13/A, 13/B, 13/C, 13/D ve 13/E maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet akdinin feshi iddiası ile açacağı davada, ispat yükümlülüğü işverende olmak üzere 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun genel hükümleri uygulanır. İşçiye ödenecek tazminat miktarı için, altıncı fıkra hükmü esas alınır.(***)
(Ek fıkra: 09/08/2002 – 4773 S.K./10. md.)(**) İşçinin iş kanunları ve diğer kanunlara göre haiz olduğu bütün hakları saklıdır.
Madde 22 – (Değişik fıkra: 25/05/1988 – 3449/6. md.) Sendikaya üye olmak serbesttir. Hiç kimse sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamaz. İşçi veya işverenler aynı zamanda ve aynı işkolunda birden çok sendikaya üye olamazlar. Birden çok sendikaya üye olunması halinde, sonraki üyelikler geçersizdir.
Bir işyerindeki işçiler yardımcı işte çalışsalar bile ancak işyerinin bağlı olduğu işkolunda kurulu sendikaya üye olabilirler.
İşçi sendikasına üyelik, işçinin beş nüsha olarak doldurup imzaladığı ve notere tasdik ettirdiği üye kayıt fişini sendikaya vermesi ve sendika tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile kazanılır. Üyelik başvurusu, sendika tarafından en çok otuz gün içinde reddedilmediği takdirde üyelik istemi kabul edilmiş sayılır. Haklı bir sebep gösterilmeden üyeliği kabul edilmeyen işçinin, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede dava açmak hakkı vardır. Mahkemenin kararı kesindir.
(Değişik fıkra: 25/05/1988 – 3449/6. md.) Üyeliği kesinleşen işçinin üye kayıt fişinin birer nüshasının sendikaca onbeş gün içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ve işçinin çalıştığı işyerinin bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğüne gönderilmesi zorunludur. Üye kayıt fişinin bir nüshası da işçinin kendisine verilir.
İşveren sendikası üyeliği, üç nüsha üye kayıt fişinin doldurulup imzalanması ve sendikaya verilmesi ve sendika tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile kazanılır. Üyelik başvurusu sendika tarafından en çok otuz gün içinde reddedilmeyen işverenin üyelik istemi kabul edilmiş sayılır. Haklı bir sebep gösterilmeksizin üyeliği kabul edilmeyen işverenin üçüncü fıkradaki usule göre dava açmak hakkı vardır. Üye kayıt fişinin birer nüshası, sendikaca onbeş gün içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ve işverenin işyerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge müdürlüğüne gönderilmesi zorunludur.

TÜRK CEZA KANUNU

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. – (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.
(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.
(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.
(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. – (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kaynak site: saglikis.org

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir