Şirketlere Kayyum Atanması

Anonim şirketlere kayyum atanması istisnai bir çözümdür ve aslında şirketi, başta organsız kalması nedeniyle sona ermekten kurtaran geçici bir çaredir.

Ticaret Kanununun anonim şirketleri düzenleyen maddeleri arasında yer alan ve “pay sahiplerinin sayısının düşmesi veya organların eksikliği” başlığını taşıyan TTK 530. maddesi “.Şirketin tescilinden sonra hakiki pay sahiplerinin sayısı beşten aşağıya düşer veya şirketin kanunen lüzumlu organlarından biri mevcut olmaz yahut umumi heyet toplanamazsa, pay sahiplerinden veya şirket alacaklılarından birinin yahut Ticaret Vekâletinin talebi üzerine, mahkeme şirketin durumunu kanuna uygun hale ifrağ için münasip bir müddet tayin eder ve buna rağmen durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verir” hükmünü içermektedir.

kayyum atanması

Bu hükme göre;

— Kanunen lüzumlu organlarından biri mevcut olmaz ise

— Genel Kurul toplanamaz ise

Pay sahiplerinden ya da şirket alacaklılarından birinin veya Sanayi ve Ticaret Bakanlığının davacı sıfatını taşıdığı bir dava ile mahkemeye başvurması gerekmekte olup mahkeme bu başvuru üzerine;

— Önce şirket tüzel kişiliğine verilen uygun bir süre ile yasaya uygun hale gelinmesini emreder,

— Daha sonra, yani verilmiş olan sürenin bitiminde ve aynı dava içinde durumu bir kez daha değerlendirir ve eğer şirket yapısı yasaya uygun hale gelmiş ise şirketin devamına eğer şirket yapısı uygun hale gelmemiş ise şirketin feshine karar verir.

Türk Ticaret Kanununda (TTK) anonim şirketlere kayyum atanmasına ilişkin özel bir düzenleme yoktur.

Bu nedenle Türk Medeni Kanunu (MK) m.403, m.426/3 ve m.427/4 hükümleri uygulanır.

* MK m. 403 uyarınca kayyum belirli işleri görmek ve malvarlığını yönetmek için atanır.

* MK m. 426/3 hükmü “yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa ilgilinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyumu” atanmasını öngörür.

* MK m. 427/4 hükmü ise “bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalırsa ve yönetim başka yoldan sağlanamazsa” diyerek, tüzel kişinin organsız kalması yani, iş göremez hale gelmesini düzenler.

MK’nın 403/2 maddesine baktığımızda “kayyum, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır” hükmünün yer aldığını görmekteyiz. MK md. 427 ise hangi hallerde kayyum atanacağını hükme bağlarken bu atamanın vesayet makamı tarafından yani Sulh Hukuk Mahkemesi gerçekleştirileceğini belirtmektedir.

MK md. 427/4, TTK’nın 435. maddesi ile paralellik göstermektedir. MK’ya göre de “bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetim başka yoldan sağlanamamışsa” bu tüzel kişiye vesayet makamı tarafından kayyum atanır.

Anonim şirketlerin yasal organları, genel kurul, yönetim kurulu ve denetçilerdir.

Nasıl gerçek kişilerde organlar kişinin birer parçasıysa, tüzel kişilerde de organlar, tüzel kişinin bir parçasıdır.

Bilindiği gibi tüzel kişi olan anonim şirketler ancak organları aracılığıyla haklarını kullanır ve borçlarını yükümlenir.

Böylece organların yaptıkları eylemler ve giriştikleri işlemler tüzel kişinin eylemi ve işlemi kabul edilir.

Bu nedenle anonim şirketlerin organları, anonim şirketin temsilcisi değildir.

MK m. 427/4’de düzenlenen organlardan yoksunluk, anonim şirketin yukarıda değindiğimiz zorunlu organlardan yoksun kalmasını vurgular.

Organ eksikliği aynı zamanda TTK m. 530 çerçevesinde bir fesih nedenidir. Bu konuda çeşitli olasıklar düşünülebilir.

* Genel Kurulun toplantıya çağrılamaması;

* Genel kurulun yönetim kurulunu veya denetçileri seçememesi;

* Yönetim kurulu veya denetçilerde açılan üyeliklere atama yapılamaması ve bu nedenle nisap oluşmaması;

* Nisap yokluğu nedeniyle organın devamlı bir şekilde çalışamaması;

Yönetim kurulu düzenli olarak toplandıktan sonra, toplantıda karar nisabı oluşmaması veya karara bazı üyelerin muhalif kalması “organsızlık” olarak nitelendirilmez.

Ortaklar arası uyuşmazlıklar veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıklar hiçbir şekilde kayyum tayinini gerektirmez.

Ortakların her konuda aynı fikirde olmaları beklenemez.

Kimisi bir yatırımı desteklerken, kimisi de karşı çıkabilir.

Ancak bu tür fikir ayrılıkları kayyum atanmasını haklı göstermez.

Kayyum atanması gereken hallerde de kayyumun görevi, yetkileri, süresi ve ücreti ayrıntılı olarak belirlenmelidir.

Kayyumun organın yerini alarak şirketi sürekli şekilde yönetmesine ve temsil etmesine yol açmamalıdır.

Av.Özlem Ağca

Kayanak: duzceyerelhaber.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir